Home , , , , , , , , , , , � Ege Akdeniz Gezisi

Ege Akdeniz Gezisi

Yolculuk


Bugün yola çıkıyoruz. Önce Efes, ardından kuşadasına geçeceğiz. Bütün günü gezerek geçireceğimiz için bir hayli yorulacağız sanırım. Gece otele yerleşiriz ama daha sonrasını yorgunluktan hatırlamayabilirim.
Büyük bir heyecanla otobüsümüzün bizi alacağı yere erkenden ulaştık.
Saat 00:30'da otobüsümüze bindik. Son binen yolculardan olduğumuz için de 35-36 nolu koltuklara yerleştik.
İlk mola yerimiz Susurluk'taki Varan tesisleriydi. Uzun bir tuvalet kuyruğundan dolayı çay içemeden otobüsümüze hemen binmek zorunda kaldık.
İkinci mola yerimiz ise kahvaltı yapacağımız yer olan İzmir Belevi idi. Bir saatlik moladan sonra Selçuk'a doğru yola çıktık. Belevi'nden sonra sağ tarafta yüksek bir tepede Keçi Kalesini gördük. Kaleye bu ismin verilmesiyle ilgili rehberimiz keçi kalesi efsanesini anlattı.
Efsaneye göre bu kale çok defalar denenmesine rağmen çok sarp bir yerde olduğundan dolayı bir türlü fethedilemez. o dağlarda çobanlık yapan birisi ben bu kaleyi alırım der. Kaleyi alabilmek için sadece mum ister. Keçilerinin boynuzlarına mumları bağlar ve gece olunca mumları yakarak tepeye doğru sürer. Kaledekiler yüzlerce ışık görünce görünenler bunlarsa arkadan gelenler ne kadardır diyerek kaleyi terkederler.
Daha sonra ilk ziyaret edeceğimiz yer olan Meryem Ana Evine doğru yol aldık.


Meryem Ana Evi


Ören yeri girişinde otobüsümüzden inip Hristiyanların hac merkezlerinden biri olan Meryem Ana Evine doğru yürüdük. İçeriye girebilmek için epey bir sıra bekledik. Bu arada bir katolik ayinine tanık olduk. Meryem Ana Evini sessizce ziyaret edip yeşillikler içinden çeşme ve dilek yerinin yanından geçerek tekrar otobüsümüze bindik.
Efes'e doğru ilerlerken yol üstünde Meryem Ana heykelini fotoğraflamak için mola verdik.
Ayrıca kuş bakışı Efes Antik Kentini de görüntüledik.
Efes Antik Kenti

M.Ö 4000  yılına kadar uzanan zamanın başkenti olan bir liman şehridir. Şu an sadece % 10'unun ortaya çıkarılabildiği şehir zamanında Küçük Menderes ırmağının deltasında bulunmaktadır. Zamanla alüvyonlar limanı doldurunca kent özelliğini yitirmiş.
Biz Efes kentine Magnesia Kapısından girip gezmeye başladık.
İlk olarak sağ tarafta Odeion (Belediye  Sarayı) karşımıza çıktı. Efes Antik Kenti OdeionBurası Danışma meclisi toplantılarının yapıldığı ve konserlerin verildiği 1400 kişilik küçük bir antik tiyatro görünümünde yapıydı.
Odeionun kapısından çıktık, karşımıza kentin bağımsızlığını simgeleyen iki sütun üzerine ateşin yakıldığı Prytaneion çıktı. Prytaneion'u görüntüledikten sonra yolumuza devam edip sol tarafta Dometian Meydanına ulaştık. Burada Dometianus tapınağını ve onun arkasında bulunan ve şu an kapalı olan yazıt galerisini gördük.
Aynı meydanda Polio çeşmesini ve zamanında hastane olarak kullanıldığı zannedilen yeri görüntüledik.
Tekrar ana cadde olan Kuretler caddesinde yolumuza devam ettik. İki tarafında heykel kabartmaları olan ve kuvvet tanrısı olduğuna inanılan Herkül'e atfedilen Herkül kapısından geçtik.
Yolumuzda devam ederken sağ tarafta iki katlı anıt olan Trajan çeşmesini gördük. Anıtın ortasında bir ayak ve onun altında bir küre gördük. Bu da imparator Trainus'un heykelinin ayağı ve onun altındaki Dünyayı simgelemektedir.
Kuretler caddesinde yolumuza devam ettik ve sol tarafta tepeye doğru uzanan birbirinin önünü kapatmayacak şekilde yapılmış yamaç evlerinni gördük. Bu evlerde pencere bulunmadığını komşuluk ilişkilerinin olmadığını sosyal ilişkilerin sadece hamamlarda ve umumi tuvaletlerde geliştiğini öğrendik.
Hemen sokağın karşısındaki hamama girdik. Bu hamamlara sadece yamaç evlerinde yaşayan soylu erkeklerin girebildiğini öğrendik. Hamamlar şu an bile hayretle bakacağıımız bir kaç bölümden oluşuyor, soğuk, ılık ve cehennemlik bölümleri...
Tuvaletler ise resimde de görüldüğü gibi sosyal ilişkilerin çok kuvvetli olduğu yerlermiş...


Şirince Köyü


Efes'e 4 km. olan Şirince Köyü eskiden bir Rum köyüymüş. Taştan yapılmış Rum evleri ve çeşitli meyvelerden yapılan şaraplarıyla ünlü bu köye nüfus mübadelesinden sonra Türkler yerleştirilmiş. Mübadele sonrasında köyden ayrılan Rum yazar "Benden Selam söyle Anadolu'ya" adlı kitabında köyünden bahseder. Köyün ismi yazara göre Şirince değil Çirkince'dir. Şirince KöyüSebebi ise köy çok güzel olduğu için buraya kimsenin gelmesini istememesidir. Daha sonra Çirkince isminin İzmir valisi tarafından değiştirildiği bilinir.
Bizde bu köyde küçük çarşıyı gezdik, sabun aldık ve taştan yapılmış Rum evlerini fotoğrafladık.
Yarım saat süren yolculuk sonrasında Kuşadasına vardık.






Kuşadası


Kuşadası Manzarası

Rehberimizin anlattığına göre Kuşadası; Antalya, Bodrum gibi tatil yerlerinden çok önce bir turizm merkeziymiş. Selçuk'tan Kuşadası'na girişte inanılmaz bir manzarayla karşılaştık. Kuşadası'nın en eski oteli olan, çeşitli Türk filmlerinin çekildiği Tusan Otelini geçtikten sonra lüks tatil köylerini gördük. Ufukta Kuşadası'na ismini veren Güvercin Adasını gördük. Kuşadası merkezine çok yakın olan Pine Bay Oteline yerleştik. Akşam yemeğimizi aldıktan sonra Kuşadası sahilinde Güvercin Adasına doğru epeyce yürüdük.  Neden en eski tatil yerlerimizden birini olduğunu eğlence yerlerinin, mağazaların, çay bahçelerinin bir arada bulunduğunu görünce daha iyi anladık.Kuşadası Günbatımı
Sabah erkenden kahvaltımızı yapıp manzarayı biraz daha seyrettikten sonra yola düştük. Rahberimizden Kuşadası'nın Efes Antik Kentinin yaşanılamaz duruma geldikten sonra geldikleri Neva Skala ismini verip şehir kurdukları yer olduğunu öğrendik.



Priene Atena TapınağıPriene milattan önce 400 yılında kurulmuş Helen soyundan gelen Prienlerin yaşadığı kenttir. Priene Antik Kentinde planlı sokak ve caddelerde Helen mimarisi görülmektedir. Ön tarafta soyluların oturduğu onun arkasında ise erkeklerin oturduğu bölümler olan büyük bir tiyatrosu ve tiyatroda sahne binası var.
Daha sonra Kiliseye gittik. Kilise doğuya doğru yapılmış. Ardından Atena Tapınağını gezdik. Sonra Odeonu gördük. Zamanında meclis olarak kullanılıyormuş. Kare şeklinde ve ortada kürsü olarak kulanılan büyük bir taş vardı. Sonrasında Agora alanından geçtik. Fotoğraf molasından sonra oradan ayrıldık.Priene Odeon
Priene şehrinin yerleşimi ve mimarisi bizi gerçekten çok şaşırttı. Bu kadar güzel bir şehrin yüksek tepelere yapılması geçmişte insanların bizden daha planlı ve güçlü olduklarını bize gösterdi.




Milet Antik Kenti


Milet Antik Tiyatro
Priene'ye birkaç km olan bu antik kent gerçekten çok ihtişamlı. İlk önce çok büyük olan tiyatrosu görülüyor. 25 bin kişilik tiyatroda aslanların çıkış yerleri, sahne binası ve orta kısımda insanların çıkışı için yapılmış kapılar bulunuyor. Milattan önce 6. yüzyılda İyonlar tarafından kurulan bu şehir Büyük Menderes ırmağının yanında yer almış. Bu yüzden bir liman kenti olan Milet büyük bir ticaret merkeziymiş. Milet halkı ilk koloni yapısı kuranlardanmış. Karadenizde bile koloni yapılarına sahipler ve oradan aldıkları ürünleri Milet'e getirip satışını yapıyorlarmış.Milet Antik Tiyatro
Milet büyük bir agora alanına sahip. Zamanında limana gemi ile ulaşan insanlar hem ticaret için hem de Didim'de bulunan Apollon tapınağını ziyaret için geliyorlar. Bu yüzden Milet zengin bir şehir ama buna rağmen İyon başkenti her zaman Efes imiş.
Efes'te olduğu gibi Büyük Menderes kütahyadan doğarak taşıdığı alüvyonlarla limanı doldurmuş ve bu şehrin önemini yitirmesine sebep olmuş. Milet halkıda Söke ve Didim'e göç etmek zorunda kalmışlar.
Milet Hamam GirişiMilette büyük bir hamam , deniz feneri ve mermer yolunu gördük.
Ayrıca Aydınoğullarından İlyas Bey'in yaptırdığı ve kendi adını verdiği camiyi şu an ziyarete kapalı olduğu için uzaktan gördük.






Didim Apollon Tapınağı
Milet'ten sonra öğle yemeğini yiyeceğimiz ve bölgenin en önemli tapınağını gezeceğimiz Didim'e doğru yol aldık. Önce Aşık Restaurant'ta öğle yemeğimizi aldık. Bence bu turun en pahalı ve yemeklerini beğenmediğimiz restaurantıydı. (ETStur'a duyrulur)
Didim medusa kabartmalarıÖğle yemeğinden sonra restaurantın karşısında bulunan Apollon Tapınağına geçtik. Burası gerçekten çok büyük ve yıkıntılı mevcut haliyle bile çok gösterişli bir yerdi. Girişin sağ tarfında Didim'i simgeleyen ve zamanında nazardan koruduğuna inanılan Medusa Kabartmalarını gördük.
Didim Medusa KabartmalarıApollon Tapınağında her biri 18 metre yüksekliğinde 135 sütun bulunmaktaymış. Faat depremler sonucu birçok sütun yıkılmış. Tapınaktaki işlemeler defne yaprağı ve Büyük Menderesi simgeleyen figürlerden oluşuyor. Defne figürlerinin bulunmasının sebebi Apollon'un bir efsaneye göre aşık olduğu kızın ona kavuşamadan defne ağacına dönüşmesindan kaynaklanıyor.
Tapınağın öne kısmından iki geçiş ile arka kısma geçilmekte ve burada büyücüler gelenlere geleceğe dair fikirleri belirtmekteler. Bu kısmın ucundaki küçük kanallardan Helyum gazı çıkmakta. Bu gazı içine çeken büyücüler defne yaprağının küçük siyah meyvelerini de yiyerek (Hemoroide de :) iyi geliyormuş) kafayı buluyor ve geleceğe dair abuk-subuk birşeyler söylüyorlar. Rahiplerde söylenen bu anlamsız şeyleri yorumlayarak tapınağı ziyaretçilere anlatıyorlarmış.
Devasa sütunların bulunduğu Apollon Tapınağındaki fotoğraf molasından sonra Bodrum'a gitmek için yola düştük. Hava gerçekten çok sıcaktı. Yolda antik Latmos körfezinin ağzının alüvyonlar nedeniyle dolması sonucu göl haline gelen Bafa gölünün bulunduğu yerde bir çay molası verdik. Koca bir körfezin nasıl kapandığını şaşkınlıkla dinledik. Fotoğraf ve çay molasından sonra Bodrum için yola devam ettik.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

0 yorum to "Ege Akdeniz Gezisi"

İşte size güzel bir fırsat,

Fikirlerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?