2011 ve Ben
Yeni senenin üç ayını devirdik. Bu üç ay bir yıl kadar dolu geçti benim için. Pastacılık kursu, fotoğrafçılık kursu, doktoraya başlamam, ufak rahatsızlıklar ve boyun fıtığım! Aynı zamanda blogların sürekli engellenmesi yazmamı kısıtladı.
Her ne kadar sitemi güncelleyemesem de takip edenlerin sayısının artması beni çok mutlu etti. Takip eden herkese söz gelmişken teşekkür etmek isterim.
Baharın gelmesiyle bende oluşan enerjiyi bloguma da harcamak istiyorum.
Senenin geri kalan kısmında güzel ve sağlıklı günler geçirebilmek ümidiyle...
Her ne kadar sitemi güncelleyemesem de takip edenlerin sayısının artması beni çok mutlu etti. Takip eden herkese söz gelmişken teşekkür etmek isterim.
Baharın gelmesiyle bende oluşan enerjiyi bloguma da harcamak istiyorum.
Senenin geri kalan kısmında güzel ve sağlıklı günler geçirebilmek ümidiyle...
Firarperest Elif Şafak
Hevesle kurduğum bloğuma vakit ayıramadığım bugünlerde dil sınavlarına çalışıyor, yayın hazırlığı yapıyor, ufak tefek hastalıklarla uğraşıyorum. Bunlardan vakit bulduğumda da Elif Şafak'ın Firarperest'ini okuyorum. Öyle dinlendiriyor ki beni. Elif Şafak'ın kitaplarıyla tanışmam otobiyografik romanı Siyah Süt ile başladı. Bizim gibi bin parçaya bölünmüş kadınların hayatı böyle mi güzel anlatılır. O kitabıyla anlatımına hayran olduğum Elif Şafak, dillerden düşmeyen ve hala en çok satılanlar listesinde görebildiğimiz Aşk'ı yazdı. Onu da okudum ve hayranlığım kat be kat arttı. Geçen hafta sınavdan çıktıktan sonra kitap okuyamadığım bugünlerde yeni çıkanlardan bihaber olmayayım diye bir kitabevine uğramıştım. Gördüm ki yeni çıkanlar listesinde Firarperest. Hemen aldım ve çok mutlu oldum heyecanla okuyabileceğim bir kitaba sahip olduğuma. Firarperest koşuşturma arasında kahvenizi yudumlarken okuyabileceğiniz biriki sayfalık denemelerden oluşuyor. Yazar ne kadar ustaca kullanıyor dilimizi, konular ne kadar da bizden, düşündüklerimi ne kadar da güzel anlamlandırıyor derken bir iki tane okuyacağınız deneme sayısı birkaça çıkıyor. Size iyi okumalar, bir dahaki sefere güzel bir tarifle karşınıza çıkarım umarım...
Havuçlu Toplar
Cezerye, havuçlu kek ve yoğurtlu havuç salatası havucun en güzel halleri. Çok özenirdim havucu kıtır kıtır yiyenlere ama bir ısırıkla soğurdum havuçtan. İyisimi o kadar faydalı bir sebzeden böyle tatlı şekilde yararlanalım;)
- 1 kg. havuç, rendelenmiş
- 1,5 su bardağı şeker
- 1 paker pötibör bisküvi
- 1 avuç kadar dövülmüş ceviz
- Hindistan cevizi
Yapılışı:
- Soyulup rendelenmiş havuçları büyük bir tavaya ya da tencereye alın. Üzerine şekeri ilave edip iyice pişirin.
- Ilındıktan sonra elinizle kırdığınız bisküvileri ve cevizi ilave edip yoğurun.
- Küçük toplar halinde yuvarlayın ve hindistan cevizine bulayın.
- İsteğe göre kürdan batırın ikram için güzel oluyor.
Milföyden Talaş Böreği
Site taşımak ev taşımak kadar zormuş. Hala eksikleri var sitenin ama bekleyen tarifler de var. Bu yüzden tarifleri eklemeye başlayacağım.
Malzemeler:
- 15- 20 milföy hamuru
- Yarım kilo küçük doğranmış kuşbaşı et
- 1 su bardağı haşlanmış bezelye
- 1 orta boy havuç, küp küp doğranmış
- 1 orta boy patates, küp küp doğranmış
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- Tuz, karabiber, pul biber
- 1 adet yumurta sarısı, çörek otu
Yapılışı:
- Tereyağı tencereye alınır ve üzerine etler ilave edilir. Etler suyunu çekene kadar pişirilir.
- Üzerine havuç ve patates ilave edilir biraz kavrulduktan sonra sıcak su ilave edilerek malzemelerin pişmesi sağlanır.
- Bezelyeler eklenir ve baharatları ilave edilir biraz daha pişirilir.
- Milföy hamurları derin dondurucudan çıkarılır ve biraz bekletilir.
- Harç koyularak bohça gibi sarılır, ters çevrilip tepsiye dizilir.
- Üzerine yumurta sarısı sürülür ve 180 derece fında üzeri kızarıncaya pişirilir.
Pastırmalı Kuru Fasulye
Bu tarif Sofra dergisinin Ağustos 2010 sayısından alınmıştır. Düşünmesi bile mutlu ediyor insanı :)
Malzemeler:
Yapılışı:
Malzemeler:
- 100 gr pastırma
- 2 su bardağı kuru fasulye
- 1 adet büyük boy soğan
- 2 çorba kaşığı tereyağı
- 1 çorba kaşığı salça
- 2 adet domates
- 3 adet sivri biber
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 3 su bardağı su
- tuz, karabiber, pulbiber
Yapılışı:
- Kurufasulyeyi bir gece önceden ıslatın ve ertesi gün süzün.
- Tencereye alın ve üzerine çıkacak kadar su ilave edip, yumuşayana kadar haşlayın.
- Yemeklik doğranmış soğanı tereyağında soteleyin.
- Salça, kabukları soyulmuş ve küp doğranmış domates ile kıyılmış sivri biberi ekleyip, kokusu çıkana kadar kavurun.
- Toz şeker, fasulye ve sıcak su ekleyin. Tuz, karabiber ve pulbiber kattıktan sonra şöyle bir karıştırıp 15 dk pişirin.
- Daha sonra üzerine iri parçalara ayırdığınız pastırmayı yerleştirin ve şöyle bir karıştırdıktan sonra güveç kabına alın. Üzeri açık bir şekilde, önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20 dakika pişirin ve sıcak olarak servis yapın.
Fırında Makarna
Bu tarif Sofra dergisinin Ağustos 2010 sayısından alınmıştır.
Malzemeler:
Yapılışı:
Malzemeler:
- 1 paket (250 gram) fırın makarna 10 su bardağı su
- 200 gram rendelenmiş beyaz peynir
- 1 su bardağı süt
- 2 adet yumurta
- Yarım çay bardağı sıvıyağ
- 1 çorba kaşığı tereyağı
- 10-15 dal kıyılmış maydanoz
- 1 çay kaşığı karabiber
- 2 çay kaşığı tuz
- 1 su bardağı rendelenmiş
- kaşar peyniri
Yapılışı:
- Makarnayı 1 çay kaşığı tuz eklenmiş suda haşlayın. Suyunu süzüp kenara alın.
- Ayrı bir yerde beyaz peynir, süt, yumurta, sıvıyağ, tereyağı, maydanoz, karabiber ve kalan 1 çay kaşığı tuzu karıştırın. Peynirli karışımı makarnaya ekleyip harmanlayın.
- Yağlanmış fırın kabına boşaltıp, üzerine kaşar peyniri serpiştirin.
- Önceden ısıtılmış 200 derece fırında kaşar peyniri kızarana dek pişirin. Sıcak olarak servis yapın.
Tags:
Sofra Dergisi Tarifleri
Almanya ve Paris Gezisi
Çocukluğumdan beri hayallerimi süsleyen doğduğum yerleri görme isteği bu yaz gerçekleşti.
ALMANYA:Almanya'nın Köln şehrinde oturan canım ablama uzun bir süre misafir olduk. Bu vesileyle civar şehirleri gezmek, tarihi eserleri görmek ve tabiki bolca alışveriş yapmak fırsatı buldum.
Kısaca gezdiğim yerlere değinecek olursam Köln'ün simgesi olan Dom Katedrali, Neumarkt, Kalk, Vings, Mülheim, Stuttgart, Bonn gördüğümüz en güzel yerlerdendi.
Kalk'ta bulunan Köln Arcaden alışveriş merkezinde yediğimiz İtalyan dondurmaları görüntüsüyle ve lezzetiyle unutulmayacaklar arasındaydı.
Dom Katedralinin 95 metrelik yüksekliği olan kulelerine çıkabilmek için kan ter içinde kalmak çok yorucu, bunu başardıktan sonraki seyir zevki muhteşemdi.
Rein nehri boyunca Stuttgart'tan Köln'e yaptığımız tren yolculuğu Almanya'nın köyleri, ormanları ve dinginliği ile ilgili deneyimlerimizi artırdı.
PARİS: Almanya'nın dillere destan düzeninden sonra Parisin karmaşası ilk anda bizi ürküttü, hatta bu mudur Paris dedirtti. Fakat geçen saatler bize gösterdi ki Paris'i Paris yapan; kalabalığı, şehirdeki düzen ve mimari, parfüm kokan sokaklar ve her köşesi tarih dolu bir şehir.
Paris'de ilk gittiğimiz yer, dünyanın en güzel bulvarı olarak kabul edilen Les Champs Elysees ve caddenin sonunda da her yolun oraya kavuştuğu Zafer Anıtı idi.
Zafer Anıtının üzerinde iken Paris'in sokaklarını seyre dalmak bize bayağı vakit kaybettirdi. Uzaklardaki Eyfel kulesini izlemek, fotoğraf çekmek, mimariyi incelemek derken kendimizi kuleyi arayan gözlerle sokaklarda bulduk.
300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesine geldiğimizde her adımımızda kendimizi fotoğraf çekerken buluverdik. Sein nehrinin yanında bulunan kuleden Paris'i izlemek şahaneydi.
İki gün kaldığımız Paris, filmi ile aklımızda yer etmiş olan Notre Dame Katedrali, ulaşabilmek için uzun dik yokuşlar katetdiğimiz, camiye cok benzeyen yapısıyla dikkat çeken Sacre Coeur Kilisesi, onun yanında pek çok ressamın yan yana oturmuş, sizi meşhur eden yada maymuna çeviren resimlerinizi çizdiği Ressamlar tepesi, Paris'in modanın merkezinde olmasında payı olan La Fayette alışveriş merkezi ve yazmakla bitiremeyeceğimiz nice güzellikleriyle görülmeye değer bir şehir.
ALMANYA:Almanya'nın Köln şehrinde oturan canım ablama uzun bir süre misafir olduk. Bu vesileyle civar şehirleri gezmek, tarihi eserleri görmek ve tabiki bolca alışveriş yapmak fırsatı buldum.
Kısaca gezdiğim yerlere değinecek olursam Köln'ün simgesi olan Dom Katedrali, Neumarkt, Kalk, Vings, Mülheim, Stuttgart, Bonn gördüğümüz en güzel yerlerdendi.
Kalk'ta bulunan Köln Arcaden alışveriş merkezinde yediğimiz İtalyan dondurmaları görüntüsüyle ve lezzetiyle unutulmayacaklar arasındaydı.
Dom Katedralinin 95 metrelik yüksekliği olan kulelerine çıkabilmek için kan ter içinde kalmak çok yorucu, bunu başardıktan sonraki seyir zevki muhteşemdi.
Rein nehri boyunca Stuttgart'tan Köln'e yaptığımız tren yolculuğu Almanya'nın köyleri, ormanları ve dinginliği ile ilgili deneyimlerimizi artırdı.
PARİS: Almanya'nın dillere destan düzeninden sonra Parisin karmaşası ilk anda bizi ürküttü, hatta bu mudur Paris dedirtti. Fakat geçen saatler bize gösterdi ki Paris'i Paris yapan; kalabalığı, şehirdeki düzen ve mimari, parfüm kokan sokaklar ve her köşesi tarih dolu bir şehir.
Paris'de ilk gittiğimiz yer, dünyanın en güzel bulvarı olarak kabul edilen Les Champs Elysees ve caddenin sonunda da her yolun oraya kavuştuğu Zafer Anıtı idi.
Zafer Anıtının üzerinde iken Paris'in sokaklarını seyre dalmak bize bayağı vakit kaybettirdi. Uzaklardaki Eyfel kulesini izlemek, fotoğraf çekmek, mimariyi incelemek derken kendimizi kuleyi arayan gözlerle sokaklarda bulduk.
300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesine geldiğimizde her adımımızda kendimizi fotoğraf çekerken buluverdik. Sein nehrinin yanında bulunan kuleden Paris'i izlemek şahaneydi.
İki gün kaldığımız Paris, filmi ile aklımızda yer etmiş olan Notre Dame Katedrali, ulaşabilmek için uzun dik yokuşlar katetdiğimiz, camiye cok benzeyen yapısıyla dikkat çeken Sacre Coeur Kilisesi, onun yanında pek çok ressamın yan yana oturmuş, sizi meşhur eden yada maymuna çeviren resimlerinizi çizdiği Ressamlar tepesi, Paris'in modanın merkezinde olmasında payı olan La Fayette alışveriş merkezi ve yazmakla bitiremeyeceğimiz nice güzellikleriyle görülmeye değer bir şehir.









